Sitemizdeki veriler şu anda görsel amaçlıdır. Listelenen ürünlerin siparişleri henüz alınmamaktadır.

  • +90 533 825 78 78
  • support@giftcyprus.com

Lefkara Saat

3,400.00 TL
  • Stokta yok

 

Kıbrıs’ın en eski halk nakışı, Venedik dantel tekniği ile zenginleşti

Ortaya dünyaca meşhur ‘Lefkara nakışı’, ‘Lefkaritika’ çıktı!

Bir zamanlar Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların birlikte yaşadığı Lefkara köyü, Kıbrıslı kadınların ustalıkla yaptıkları Lefkara nakışı ile meşhurdur.

1960 yılında, 1714 Kıbrıslı Rum’la, 361 Kıbrıslı Türk’ün bir arada yaşadığı, Kıbrıs’ın güneydoğusunda bulunan, Larnaka’ya bağlı bu şirin ve küçük dağ köyü, tüm ada gibi Osmanlılardan önce Venediklilerin yönetimindeydi.

Lefkara, 1489-1571 yılları arasındaki kısacık Venedik döneminde, Kıbrıs’ı yöneten Venedikliler için popüler bir yaz tatili yeriydi. Deniz seviyesinden 575 metre yüksekte, dağların eteklerinde yer alan köy, bol oksijeni ile dinlenmek ve spor yapmak için ideal bir yer olarak kabul edilirdi.

O dönemlerde Venedik soylusu kadınların yaptığı nakışlar Kıbrıslı kadınların bir hayli ilgisini çekiyordu. Ancak ne Kıbrıslılar Latince biliyordu ne de Venedikliler Kıbrıs dilini konuşuyordu. Farklı kültürlerine ve sınıfsal yapılarına rağmen kadınlar birbirlerine nakışlarını gösterip iletişim kurabiliyordu. Bu sayede, Kıbrıslı kadınlar Venedikli kadınların dantelleri nasıl yaptıklarını izleyerek, tekniklerini öğrendi. Osmanlıların adayı ele geçirmesi ile Kıbrıs’ı terk eden Venedik soyluları evlerinde kullandıkları bazı dantelleri geride bıraktı.

Bu dantelleri ayrıntıları ile inceleyen Lefkaralı kadınlar, Kıbrıs’ın tarihi el yapımı kalın pamuklu kumaşı ve özel olarak eğrilmiş pamuk iplikleri ile işlenen, püsküllü halk nakışı ‘beyaz nakış’ı, Kıbrıs Rumcasıyla ‘asproploumia’yı Venedik dantel teknikleri ile birleştirdi. Lefkara nakışı, artık tarihe karışmış eski tür beyaz nakışın, 16. yüzyıl Venedik işlemeleriyle zenginleştirilerek evrimleşmiş halidir.

15. ve 16. yüzyıllarda Kıbrıs önemli bir tekstil üretim ve ticaret merkezi haline geldi. Lefkaralı kadınların yarattığı Lefkara nakışı ve Lefkara işlemeli tekstiller köyün erkekleri tarafından Avrupa’ya ve İskandinavya'ya satılmaya başlandı. 1900-1930 yılları arasında uluslararası satışlar, Lefkara köyüne Kıbrıs’ın diğer bölgelerinden daha fazla ekonomik kazanç sağladı ve köyün ekonomik ve sosyal yapısını önemli ölçüde değiştirdi.

Satışları artırmak için midir bilinmez, ‘Mona Lisa’nın yaratıcısı, Floransalı dâhi ressam, mühendis ve mucit Leonardo da Vinci’nin 1481 yılında Kıbrıs’ı ziyaret ettiği ve Milano Katedrali’ne Lefkara nakışından yapılmış bir sunak örtüsü hediye ettiği söylencesi ada genelinde anlatılagelmiştir.

Ancak bu yerel efsanenin, adayı Osmanlılardan sonra yöneten Britanya sömürge yönetimi tarafından 1930'larda ekonomik ve politik amaçlarla manipüle edilerek ortaya atıldığı düşünülmektedir. Bu inanış, muhtemelen Lefkara nakışı terminolojisinde Leonardo’nun adıyla anılan bir desenin varlığından da kaynaklanmaktadır.

Benzer şekilde, Leonardo da Vinci’nin Milano’daki Santa Maria delle Grazie Manastırı’nın yemekhanesinde bulunan, ünlü "Son Akşam Yemeği" (“The Last Supper”) freskinde yer alan masa örtüsündeki motiflerin de Lefkara nakışı olduğu iddia edilmiştir.

Freskteki masa örtüsünün sağ tarafında, mavi renkte üç paralel şerit şeklinde işlenmiş zikzaklar ve baklava desenleri görülmektedir. Örtünün sol tarafındaki desenler ise zamanla silinmiştir.

Masa örtüsündeki motiflerin Lefkara nakışından esinlendiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Orta Çağ Kıbrıs tekstillerinde mavi işleme yapılmadığı bilinmektedir. Lefkara nakışında yalnızca geometrik desenler kullanılır, doğa temalı veya figüratif desenler yer almaz. Bu nedenle, Leonardo da Vinci’nin tasvir ettiği masa örtüsünün Kıbrıs kökenli olduğu iddiası, her ne kadar gerçekte öyle olmuş olmasını arzu ediyor olsak da, tarihsel dayanaktan yoksundur.

Lefkara nakışı Avrupa’ya İtalyan tüccarlar aracılığıyla da satılmış ancak II. Dünya Savaşı çıkınca bu ticaret kesintiye uğramış ve nakışın yurt dışı satışları o günden bu yana tam anlamıyla toparlanamamıştır.

1953 yılında tacını giyen Kraliçe II. Elizabeth’e Lefkaralı kadınların işlediği Lefkara nakışı uzun bir masa örtüsü hediye edilmiştir. Britanya’nın ve dönemin Kraliçesi II. Elizabeth’in özel kişilerden hediye kabul etmeme kuralı nedeniyle, ortasında büyük bir taç motifi olan örtü kısa bir süre sonra Kıbrıs'a geri gönderilmiştir. İadeye eşlik eden mektupta, "Hediye Kıbrıs'ın tüm tebaası tarafından verilmelidir," yazılıdır. Kraliçeye özel olarak yapılan masa örtüsü halen güney Kıbrıs’taki Lefkara Müzesi'nde sergileniyor.

Lefkara köyündeki dantelcilik geleneği en azından on dördüncü yüzyıla kadar uzanır. Venedik saray mensuplarının nakışlarından ve antik Yunan ve Bizans geometrik desenlerinden etkilenen Lefkara nakışı, dört temel öğeyi birleştiren tasarımlarla elle yapılır. Bu öğeler, etek ucu dikişi, kesme işi, saten dikiş dolgular ve iğne oyası kenarlardır. En basit versiyonunda, dolgu, kesme, sarma, acur ve kenar işleme teknikleri kullanılır. Nakışın kenarı iğne işleme tekniği ile bitirilir.

1913 yılı civarında Lefkara nakışında pamuk yerine yerel keten kumaşlar kullanılmaya başlanmış, keten iplikler özel olarak eğrilmiş ve beyazlatılmıştır. Aynı dönemde, bugünkü adıyla Lapta (Lapithos) ve Alsancak’ta (Karavas) yerel ipek kumaşlar ve ipek iplikler de Lefkara nakışlarında kullanılmıştır.

Sonrasında, bugün olduğu gibi İrlanda keten kumaşı üzerine Fransız pamuk ipliği kullanılır olmuş ve işlemenin tek renk olarak ve tek iplikle, beyaz, bej (ekru) veya kahverengi ile koyu yeşil arasındaki koyu bir renkte ipliklerle yapılması geleneği yerleşmiştir. Kullanılan ketenin tellerinin sayılabilir ve kolay çekilebilir olması gerekir. Lefkara nakışında ana desenlerin çerçeve içinde olması şarttır ve geometrik desenlerin birbirlerini tekrarlaması esastır. Ana motifler, goftili kare, yıldızlı kare, hurmalı kare, acurlu kare, tek ve çift kanallı dere deseni, arşın dere, solori, örümcek deseni, tripez/gül-gofti, fincan işi ve yasemin motifleridir. İşlemede ana motifler, elmacık, mekik, buglado, elmas, güneş, baklava, paneri ve acurlu gül gibi ara motiflere bağlanır.

Lefkara nakışının I. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’den adaya gelen Ermeniler tarafından getirildiği ileri sürülmüştür. Ancak Antep dolaylarında yaşayan Ermeni kadınların savaştan kaçıp geldikleri Kıbrıs’a Lefkara nakışını değil, Antep işi ve hesap işi gibi el işlerini getirdikleri belirlenmiştir. Kaldı ki Antep işi ile Lefkara nakışı arasında en başta iğne işinde ciddi farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

Lefkara nakışı, Lefkara’nın dar sokaklarında veya avlularda bir araya gelen kadınların sohbet ederken yaptığı ayrı bir sosyalleşme aracıdır. Bu gelenek, zamandan tasarruf için nakışın farklı kısımlarının birden fazla kadın tarafından yapılmasından oluşmuştur. Ayrıca, eskiden elektriğin olmadığı günlerde, kadınların bir köfünün (Kıbrıs ağzında ‘büyük sepet’) üzerine koydukları gaz lambası etrafında toplanıp türküler söyleyerek ve bulmaca çözerek nakış işlediği yıllardan kalmadır. Bugün halen kadınların toplanarak Lefkara nakışı yapması geleneği, Lefkara başta olma üzere hem Kıbrıs’ın güneyinde, hem de kuzeyde Kıbrıslı kadınlar arasında devam etmektedir. Geçmişten farklı olarak, açılan az sayıda Lefkara nakışı kurslarına artık erkekler de katılmaktadır.

Lefkara nakışında, ‘gaco’ denilen işlemenin içi genellikle genç ve orta yaş grubu tarafından işlenir. ‘Simbi’ denilen kenar işlemesi ise gözü nispeten zayıflamış, yaşça büyük kadınlar tarafından yapılır.

Rumca adıyla ‘Lefkaritika’, Türkçe adıyla ‘Lefkara nakışı’ eskiden Kıbrıs’ta çeyizin en temel parçası olarak kabul edilirdi ve kız tarafının düğün gününde sergilenmeye hazır, geniş bir koleksiyonu olması gerekirdi. Köylerde iyi Lefkara nakışı yapan kadınlardan övgüyle söz edilir, sosyal prestiji olan bu kadınlara ‘Lefkaracı’ denilirdi. Masa örtüleri, yatak örtüleri, perdeler, sandalye örtüleri ve hatta kravatlar bile bu dantelden üretilirdi. Nakış, abajurlarda da kullanılırdı. 1963 öncesinde Lefkara köylülerinin, köye yerleşmeyi kabul etmeyen damat adayları ile kızlarını evlendirmediği bilinir. Köylülerin bu yaklaşımı, Lefkara nakışının yabancılar tarafından öğrenilmesini engellemek amacıyla benimsediği söylenir.

Annesi de iyi bir nakışçı olan ve çocukken ailesi ile birlikte Lefkara’dan kuzeydeki Geçitkale köyüne (Lefkoniko) taşınan Kıbrıslı Türk gazeteci, yazar Hasan Kahvecioğlu, 1960’lı yılların ikinci yarısında Geçitkale’deki Kıbrıslı Türk kadınların nakışlarının Kıbrıslı Rum tüccarlar tarafından Lefkara dükkânlarında satılmak üzere satın alındığını yazar.

1974 sonrasında Kıbrıs’ta yaşanan nüfus değişimi nedeniyle Lefkara nakışı başta Çayırova, Geçitkale, Boğaziçi ve Akıncılar olmak üzere adanın farklı bölgelerine yayılmıştır. Örneğin, ‘Kıbrıs İşlemelerinden Lefkara Nakışı’ isminde bir kitabı olan, usta nakışçılardan Şenay Ekingen, Lefkara nakışını 1964 yılında Luricina (Akıncılar) köyüne göç ettiğinde öğrenmiştir. Lefkara civarındaki Dali ve Bodamya gibi köylerden gelen göçmenler, Lefkara nakışını Luricina'ya taşımıştır. Bugün İskele’ye bağlı Çayırova’da, küçük bir Lefkara nakışı müzesi olarak ‘Lefkara Evi’ bulunmaktadır.

Lefkara nakışı üretimi için yalnızca ince dikiş iğneleri, küçük dikiş makasları, mezura, yüksük ve özel yastık gibi birkaç basit araç yeterli olsa da, bu el sanatı son derece zahmetli, fazlasıyla emek gerektiren ve gözleri yoran bir uğraştır. Ayrıca bu eşsiz nakışın korunması büyük bir özen gerektirir. Bu nedenlerle modern Lefkara tasarımları, geleneksel örneklere kıyasla daha az işlemeli ve daha sade hale gelmiştir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, UNESCO, ‘Lefkaritiko’nun estetik, sosyo-ekonomik ve geleneksel değerlerini tanıyarak, 2009 yılında ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil etmiştir.